Yakalanma Korkusu: Başarılarınızı Neden "Şans" Zannediyorsunuz? (Imposter Sendromu)
- Onur Kızılkan
- 6 gün önce
- 2 dakikada okunur

Önemli bir toplantıdasınız. Etrafınızdaki herkes size saygıyla bakıyor. Masadaki yerinizi hak ettiğinizi düşünüyorlar. Ama sizin zihninizde kısık sesle çalan o rahatsız edici şarkı hiç susmuyor:
"Ya aslında hiçbir şey bilmediğimi anlarlarsa? Ya şimdiye kadar sadece şanslı olduğum için buradaysam? Bir gün maskem düşecek ve herkes benim bir 'sahtekar' olduğumu görecek."
Dışarıdan bakıldığında CV'niz başarılarla dolu olabilir. Ancak içeride, o başarıların size ait olmadığına dair derin bir inanç taşıyorsanız, yalnız değilsiniz. Klinik literatürde buna Imposter (Sahtekar) Sendromu diyoruz. Ve ironik bir şekilde, bu durum en çok "gerçekten başarılı" insanlarda görülüyor.
Bu Bir Mütevazılık Değil, Bilişsel Bir Çarpıtmadır. Imposter Sendromu, kişinin elde ettiği başarıları içselleştirememesi durumudur. Kişi, bulunduğu konuma zekası, yeteneği veya emeğiyle değil; tesadüfler, şans veya "doğru zamanda doğru yerde olmak" sayesinde geldiğine inanır.
Bu kişiler için her yeni başarı bir kutlama sebebi değil, bir "rahatlama" anıdır: "Oh, bu sefer de yakalanmadım."
Peki, sadece mütevazı mı davranıyorsunuz yoksa bu sendromun içinde misiniz?
Başarıyı Dışsallaştırma: "Proje çok iyi gitti ama ekip harikaydı, ben pek bir şey yapmadım" (Oysa lider sizdiniz).
Aşırı Hazırlık Döngüsü: Yetersizliğinizin anlaşılmaması için normalden 3 kat fazla çalışırsınız.
Övgüyü Kabul Edememe: Biri sizi tebrik ettiğinde konuyu hemen değiştirme veya başarıyı küçümseme ihtiyacı duyarsınız.
Mükemmeliyetçilik: %99 başarıyı değil, %1 hatayı görürsünüz.
Neden Böyle Hissediyorsunuz? Beynimizdeki "Dunning-Kruger Etkisi"nin tersi işliyor olabilir. Genellikle yetkinliği düşük insanlar kendilerini olduklarından daha zeki sanırken; yüksek yetkinliğe sahip insanlar, "Ben bunu biliyorsam herkes biliyordur" yanılgısına düşerek kendi donanımlarını değersizleştirirler.
Ayrıca çocukluk şemalarınızda "Başarı = Sevgi" kodu varsa, her hata sizin için bir "varoluşsal tehdit" haline gelir.

Bu maskeyi indirmek ve başarılarınızla barışmak için 3 stratejik adım:
Duyguyu Gerçekten Ayırın: "Yetersiz hissetmek", yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Hisler gerçekler değildir. Kendinizi sahtekar gibi hissettiğinizde durun ve elinizdeki somut kanıtlara (diplomalar, tamamlanan projeler, geri bildirimler) bakın.
"Şans" Faktörünü Matematiksel Düşünün: Bir kez şanslı olabilirsiniz. İki kez olabilirsiniz. Ama 10 yıldır aynı kariyerde yükseliyorsanız, bu istatistiksel olarak şans olamaz. Bu bir örüntüdür ve adı yetenektir.
Mükemmel Değil, "Öğrenen" Olun: Bilmediğiniz bir şeyle karşılaştığınızda "Eyvah yakalandım" demek yerine, "Bunu henüz bilmiyorum ve öğreneceğim" deyin. Bu, sahtekarlık değil, gelişimdir.
O toplantı masasında oturuyorsunuz çünkü orayı hak ettiniz. Kimse size o koltuğu "yanlışlıkla" vermedi. Kendinize karşı, başkalarına olduğunuzdan daha acımasız olmayı bıraktığınızda, başarının tadını gerçekten çıkarmaya başlayacaksınız.










Yorumlar