İlişkisel Yol Ayrımlarında Karar Verme Güçlüğü ve Özdeğer Algısı
- Zeynep Sahar
- 24 Tem
- 2 dakikada okunur
İlişkilerde yol ayrımlarına gelindiğinde yaşanan tıkanma, genellikle hangi seçeneğin doğru olduğunu bilmemekten kaynaklanmaz. Kişiyi eylemsizliğe sürükleyen asıl unsur; iki farklı acı arasında bir seçim yapmak zorunda kalmasıdır. Ayrılığın getireceği belirsiz ve yeni bir acı ile mevcut ilişkinin yaşattığı tanıdık sızı arasında sıkışmak, zihinsel bir kilitlenme yaratır.
Bir ilişkinin yıpranma süreci, yalnızca partnerler arasındaki güven bağını zedelemekle kalmaz; bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de sessizce dönüştürmeye başlar. Bu nedenle, yol ayrımındaki bir insan için asıl mücadele gitmek ya da kalmak değildir. Asıl zorluk, kendi özdeğerini yaşanan olayların ve partnerinin davranışlarının dışına çıkarabilmektir. Çünkü bir başkasının tercihleri, zamanla kişinin kendi
değeri hakkında verdiği bir hükme dönüşebilir.

.
Belirsizlik Karşısında Güvenlik Arayışı
İnsan zihni, belirsizlik karşısında yapısal olarak bildiği ve dinamiklerine hâkim olduğu alana yönelme eğilimindedir. Mevcut ilişkide mutsuz olunsa bile, o ilişkinin getirdiği olumsuz duyguların sınırları bellidir. Ayrılığın vadettiği yalnızlık ise zihin tarafından öngörülemez bir tehdit olarak algılanır.
Bu durum bir zayıflık veya iradesizlik göstergesi değil; insan psikolojisinin güvenlik arayışının doğal bir sonucudur. Ancak bilinmelidir ki, güvenli ve tanıdık hissettiren her seçim, uzun vadede bireyin psikolojik sağlığı için iyileştirici olmak zorunda değildir.
Karar Aşamasında Sorulması Gereken Temel Soru
İlişkisel kilitlenmelerde rasyonel bir değerlendirme yapabilmek, odak noktasını değiştirmeyi gerektirir. "Bu ilişki devam etmeli mi?" sorusu, çoğunlukla dışsal faktörlere bağlıdır ve yanıtı karmaşıktır. Bu sorunun yerine, daha derinde yatan şu soruya odaklanmak gerekir:
"Ben bu kararın veya kararsızlığın içinde, kendime dair neyi korumaya çalışıyorum?"
Çünkü çoğu zaman sıkı sıkıya tutunmaya çalışılan unsur ilişkinin kendisi değil; kişinin yıllardır içinde taşıdığı ve kaybetmekten endişe duyduğu "değerlilik" hissidir.
Korku Odaklı Motivasyon ve Değer Odaklı Seçimler
Bir ilişkinin sürdürülmesi ya da sonlandırılması, tek başına doğru veya yanlış birer eylem değildir. Bir kararı sağlıklı kılan temel unsur, o kararın arkasındaki motivasyondur:
Korku Odaklı Kararlar: Yalnızlık endişesi, yetersizlik hissi veya suçluluk gibi duyguların baskısıyla verilir. Bireyi mutsuz olduğu döngünün içinde tutmaya devam eder.
Değer Odaklı Kararlar: Kişinin kendi özsaygısını, kişisel sınırlarını ve uzun vadeli ruh sağlığını gözeterek verdiği kararlardır. Kısa vadede acı getirse bile uzun vadede özgürleştiricidir.
Kişi kendi değerini bir başkasının onayından, sevgisinden veya davranışlarından bağımsız olarak hissetmeye başladığında, kararlarının niteliği de değişir. O noktada seçim, içteki bir eksikliği tamamlamak için değil; özsaygıyı korumak adına yapılır.
İyileşme ve Değişim Süreci
Ruhsal iyileşme, her zaman bir ilişkiyi radikal bir biçimde bitirmekle başlamayacağı gibi; o ilişkiyi ısrarla sürdürmekle de gerçekleşmez. Asıl değişim, kişinin kendi değerini artık kendisini inciten yapının vereceği yanıtlara emanet etmeyi bıraktığı an başlar.
İlişkilerdeki bu döngüleri fark etmek, karar süreçlerini yönetebilmek ve zedelenen özdeğer algısını yeniden yapılandırmak, profesyonel bir psikoterapi sürecinin en temel amaçları arasında yer almaktadır. UZMAN KLİNİK PSİKOLOG İHSAN ONUR KIZILKAN
Çankaya/Ankara




Yorumlar