top of page

Bugünkü Tepkilerimiz Geçmişin Yükü mü? Duygusal Tetiklenmeler ve Şefkatin Rolü

  • Yazarın fotoğrafı: Zeynep Sahar
    Zeynep Sahar
  • 18 Ağu
  • 2 dakikada okunur

Duygunun Ağırlığı: Olayın Büyüklüğü mü, Taşıdığı Eski Yük mü?


Günlük yaşamda bazen dışarıdan son derece küçük görünen bir kırgınlık ya da eleştiri, iç dünyamızda beklenmedik büyüklükte bir fırtına koparabilir. Böyle anlarda hissedilen duygunun yoğunluğu, yaşanan olayın objektif büyüklüğünden değil, taşıdığı eski duygusal yüklerden kaynaklanır. Birey, sadece o anki duruma değil; yıllar öncesinden kalan, karşılanmamış erken dönem çocukluk ihtiyaçlarına da tepki veriyor olabilir.  



"Bazen bugünkü duygunun ağırlığı, bugünkü olayın büyüklüğünden değil, taşıdığı eski yükten gelir. İnsan bazı anlarda yaşadığı şeye değil, yıllar önce yarım kalmış bir ihtiyaca da tepki verebilir."  

Beden ve Zihin Geçmişle Bugünü Nasıl Aynı Dosyada Saklar?


Klinik psikoloji literatürüne ve Şema Terapi kuramına göre, erken dönemde deneyimlenen olumsuz yaşantılar ve karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar zihinde ve bedende "erken dönem uyum bozucu şemalar" olarak saklanır. Beden ve otonom sinir sistemi, geçmişte öğrenilmiş korunma mekanizmalarını bugün hâlâ geçerliymiş gibi çalıştırabilir. Bu durum, zihnin geçmiş ile bugünü aynı dosyada arşivlemesinin bir sonucudur.  


Farkındalık ve Öz Şefkat: Geçmiş Hikâyeyi Dönüştürmek


Farkındalık geliştirmek, geçmişteki olumsuz deneyimleri zihinden tamamen silmez; fakat o eski hikâyenin bugün üzerindeki tek anlatıcı olmasını engeller. İçimizdeki hassas ve incinmiş tarafı bastırmaya veya hızlıca susturmaya çalışmak, onu daha da yalnızlaştırır. Asıl psikolojik dönüşüm, duyguya hemen müdahale edip düzeltmeye çalışmadan önce, ona gerçekten kulak verebildiğimizde başlar.  

Kendine gösterilen öz şefkat, yaşanan olumsuzluğu veya incinmeyi önemsizleştirmez. Aksine, olayların bizi neden bu kadar derin etkilediğini anlamamız için zihinsel bir alan açar. İçsel güven duygusu pekiştikçe, dış dünyadan gelen sözler ve olaylar eski yaraları otomatik olarak tetiklememeye başlar.  


Psikolojik Olgunlaşma Ne Anlama Gelir?


Gerçek psikolojik olgunlaşma; hiçbir zaman incinmemek, her zaman güçlü durmak ya da duygusuzlaşmak değildir. Olgunlaşmak; incindiğimiz anlarda kendimizi suçlamak veya yalnız bırakmak yerine, kendi yanımızda kalabilme becerisidir. Bu beceri geliştikçe, yaşanan her olay eski bir yaranın kanıtı olmaktan çıkar ve sadece o ana ait, yönetilebilir bir deneyim haline gelir.   Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan Ankara/Çankaya

 
 
 

Yorumlar


alt banner ok.jpg

 "İnsanı, bedenen ameliyat etmek için uyutmak, 
ruhen ameliyat etmek içinse uyandırmak gerekir..." 

 Tolstoy 

Maidan İş Merkezi C blok daire : 61 
Mustafa Kemal mah. 2118 cad.  Çankaya/Ankara

Tel: +90 850 474 00 39 

E-Posta: kizilkan@yahoo.com

logo transparan zemin dişi logo.png

Takip Edebilirsiniz

​© 2026 by Split Medya. All Rights Reserved.

bottom of page